PRENSİP SAHİBİ OLURSANIZ, BAŞARIRSINIZ.

Prensip sahibi olursanız, başarırsınız Gençlerimiz, geleceğimizdir Malatyalı alnı ak, başı dik gezer

İş dünyasının parlayan yıldızlarından biri olan MİL-MAY TEKSTİL SAN. ve DIŞ TİC. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Abdulvahap Gazi Tanrıverdi, MİAD Bülten’in bu ayki konuğu oldu. Abdulvahap Gazi Tanrıverdi’nin Çekmeköy’deki fabrikasında yaptığımız sohbet, hayli sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşti. İşte Abdulvahap Gazi Tanrıverdi ile yapılan röportaj…

 

Sayın Tanrıverdi, özellikle Malatyalı işadamları arasında öne çıkan bir isim oldunuz. Kendi sözleriyle Abdulvahap Gazi Tanrıverdi’yi tanımak isteriz.

Malatya Yazıhan’da 1969 senesinde dünyaya geldim. Henüz 11 yaşındayken Yazıhan’dan ayrıldım. Sonraki yıllarda bir yandan okuyup diğer yandan da tekstil sektöründe çalışmaya başladım. Eğitim hayatım tekstil üzerine olmadı. Puanı tutturamadığım için üniversitede jeo fizik mühendisliği okudum.  Bu bölümü okurken de küçük bir tekstil atölyesi açtım. Sonra 1990 yılındaki Körfez Krizi sebebiyle küçük bir iflas atlattım. Askerlik sürecinden sonrada1994 yılında tekrar şu ankimevcut şirketimizin başlangıç noktasını başka bir isimle kurduk. 1996 yılında bir başka Malatyalı dostumuzla beraber birkaç yıl ortaklık yaptık. 2001 yılı Haziran ayında da Mil-May ismiyle ortağımızdan ayrılarak iş hayatına devam ettik. Bu adımdan sonra tekstil konfeksiyon yapıp ihracata başladık. İşimizin tamamı yurt dışıyla ilgili oldu. Yüzde yüz ihracat odaklı çalıştık. Yaklaşık 18 senedir, Anadolu
yakasında bu işi yapmaktayız. Anadolu yakasında 3 tane fabrikamız bulunuyor. Bir tanesi şuan ki
bulunduğumuz merkez fabrikamızdır. Ülkemiz için doğruları yapıp doğru şekilde ülkemize döviz kazandırmaya çalışıyoruz.

 

Sayın Tanrıverdi, şirket olarak kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz?

Şu an merkez bünyemizde 350’nin üzerinde insan çalışıyor. Bize bağlı çevremizi de sayarsak aynı
bölgede yaklaşık 2 bin kişiye ekmek kapısı konumundayız.

 

Mil-May, hangi sektörlerde yer alıyor?

Tekstille birlikte farklı sektörlerde varız. Mil-May olarak iki şirketiz. Bir üretim firmasıyız, bir de dış ticaret yani ihracat firmasıyız. Otelcilik, inşaat, spor salonları, tarım ve hayvancılıkta da varız. Hayvancılıkla ilgili şimdilik küçük duraksamamız var ancak tarımla ilgili birkaç şehirde bulunuyoruz. Malatya Yazıhan'da da ciddi bir arazide kayısılarımızı yetişiyor. İnşallah bu sene güzel bir mahsül toplayacağız.Ürünlerimiz organik olacak. Allah nasip ederse bu cazibe merkezi yasası ile birlikte çok ciddi bir proje planladım.Geçen hafta Ankara'da ekonomi bakanımızla beraberdim. Bakanımızdan sözlü onayı aldık. Organize sanayi bölgesinde değil, Yazıhan'da konfeksiyon fabrikası kurma projesini çizdik.Projelerimizi teslim ettik. Bakanımız sözlü olarak onayı verdi.Dört bakanın onayının alınacağı bir kurul sonrasında projemiz onaylanırsa başarılı olacağız.Cazibe merkezi yasası ile birlikte yıl sonunu bulmadan Yazıhan’da yaklaşık minimum 400 kişinin çalışacağı konfeksiyon fabrikasını kurma hedefimiz var. Yine Yazıhan bölgesinde soğuk hava deposu projemiz var. Ayrıca yine Yazıhan’da güneş enerjisi üretimi yapmayı planlıyoruz. Bu enerjiyi hem tarım işletmemizde hem soğuk hava deposunda hem de yapacağımız konfeksiyon fabrikasında kullanmak için üreteceğiz. Yazıhan'da yaklaşık 4 bin ağaçlık bir çiftliğimiz mevcut. Güneş enerjisi için Yazıhan çok uygun. Sadece Yazıhan'da arazi biraz pahalı olduğu için işte ancak yapacağımız fabrika binalarının çatılarını kullanarak enerji üretimini yapacağız. Bir de Yazıhan'ınFethiye kasabasında bir yamaç var. Orası güneş enerjisi için çok uygun, bütün analizleri yaptırdık. Hatta Yazıhan Belediyesi’ni de bu konuda teşvik ettik. Biz de destek oluyoruz. Onlar da bu proje için onay aldılar. Güneş enerjisi çok önemli ve gerçek anlamda çok kaliteli bir teknoloji kullanmaya çalışıyoruz.

 

 

Biraz önceki sözlerinizden anladığımız kadarıyla özellikle tekstil sektörünü seçtiğinizi hatta üniversitede de bu alanda okumak istediğinizi vurguladınız. Neden tekstil?

Benimki tamamen bir tesadüf. Şimdi Malatya’da bölgeler var. İştePötürge başka diğer ilçelerimiz birbirlerine entegredir. Bunu siz de iyi bilirsiniz. Bizim Yazıhan bölgesiHekimhan ile merkez Malatya arasındaki bir bölgedir. Yaklaşık 34 köyü vardır. Biz orada bir aşiretiz. Aslında Atma ve Drejan aşiretlerinin beraber yaşadığı bir yerdir. Biz Drejanlılar olarak yaklaşık 105 bin nüfusa sahibizi. Nüfusla ilgili ciddi çalışmalar yapılıyor. Çünkü bize göre Drejan Aşireti belki bu ülkedeki Atatürkçü, milliyetçi,ülkesine ve bayrağı bir aşirettir. Geçmişte de olduğu gibi günümüzde decanını, kanını verebilecek aşiretlerdendir. Sorunuza dönecek olursak, Memleketimin Yazıhan olduğu için tekstil işi yapmamın memleketimle hiç alakası yok. Benim dayım Almanya'da okumuş iyi bir tekstil mühendisiydi. Benim öğrencilik yıllarımda onun İzmir'de tekstil fabrikası vardı. Para kazanmak için bir iş yapmam gerekiyordu. Çünkü 7 kardeşli bir ailenin çocuğuyum. 5 kardeşim iyi üniversiteler bitirdi. Babamız bakkaldı. Geçim zor olduğu için biz yaz tatillerimizde çalışmak zorundaydık. O çalışma döneminde de yakınımda dayım olduğu için dayımın atölyesinde ayakçılık yapmaya başladım. Böylelikle tekstil sektöründe iş hayatına atıldım.

 

Sayın Tanrıverdi, Körfez Krizi’nde iflas ettiğinizi söylemiştiniz. Gençlere ışık tutmak adına, bu iflasın size ne gibi katkıları oldu?

Bu iflasın bana katkısı çok büyüktü. O zamanlar tam büyüme eğilimindeydim. Çünkü o dönem Fransızlar’la iş yapıyordum. Adidas firmasıyla çalışıyordum. Oradan bize ciddi kumaşlar geliyordu. Biz de işleyip paketleyip geri gönderiyorduk. Körfez Krizi’nde Fransa, Türkiye'e ambargo koydu. O ambargoyu aşıp gümrükteki malı çekemedik. Hem mal geri gitmek zorunda kaldı. Hem bütün atölyelerimiz boş kaldı. Hem de ciddi vergilerle birlikte Fransa’ya cezalar ödedik. Devletimiz de o dönem bize destek olmadığı için bütün herşeyimizi sattık. Bu olay bizi kamçılayan bir olaydı. Hayatta neler olabileceğini gördük. O günden sonra babadan gelme sermayelerle değil işimizi, tırnağımızla yapmaya çalışmıştık.

 

Yazıhan'a yapacak olduğunuz yatırımlardan ve destekden bahsettiniz. Yazıhan sevdası aşiretten mi kaynaklanıyor? Bölgenin kendisinden mi? Yoksa Malatya'dan mı kaynaklanıyor?

Kimliğimiz Malatya bunu inkar edemeyiz. Biz Malatyalılar belki plaka kodumuzun "44" olmasıyla kaynaklı hep 4x4 muhabbettindeyiz. Malatyalı olmaktan gurur duyuyoruz. Malatyalı alnı ak, başı dik gezer. Bunu rahmetliTurgut Özal'dan beri öğrendik. Ben de şahsen rahmetli Özal ile iflas ettiğim dönem tanışma şansı buldum. Görüştüğümüzde söylediği şu: "Oğlum paranı kaybettin mi? Kaybettin. Kimseye borcun var mı?" ben de " Yok efendim." dedim.
Bana "O zaman sorun yok. Git keyfine bak. Bir Malatyalı gibi başın dik bir şekilde gez." dedi. Bu olayı hiçbir zaman unutmuyorum. Diğer yandan aşiret falan başka şeyler. Doğru biz Malatya'da kendimize kapalı bir aşiret gibi görünebiliriz ama değiliz. Aşiretcilik bambaşka bir şey. Bizim temel noktamız insan ve insana yatırım. Biz 2001 yılında 11 iş adamı olarak Drejanlılar Derneği’ni kurduk. Bir bakıma Malatya'da ve Türkiye'de dernekler çok kuruluyor. Bu dernekler okey ve pişti oyunlarının oynandığı yerler. Bizim öyle bir yerimiz yok. Bizim sadece tek amacımız eğitimdir. Bu derneği kurmamızda temel nokta çocuklara burs vermek, eğitimlerine destek olmaktır. Yazıhan ve çevresindeki bütün çocuklara  özellikle başarılı olan fakir aile çocuklarının eğitim alması için çalışıyoruz. Diğer yandan biz iki yılda bir kez Drejan Şenlikleri yapıyoruz. Drejan’ı hatırlatmaya çalışıyoruz. Drejan,Türkiye'de varlığı doğru yapılanmış, ülke menfaatlerini doğru koruyan bir aşirettir. Bu aşireti hatırlatmak da bizim boynumuzun borcudur.

 

Anlattıklarınızın arasında aile hayatıyla ilgili detayları fazla göremedik.

Biz üniversite 1. sınıftayken o iflas eden atölyeyi kurmak için hanımla sevda için değil iş için
nişanlanmıştık. Nişan takıldı, atölye kuruldu. Biz 28 yıldır karı-koca olarak birlikte çalışıyoruz. İki oğlumuz var. Birisi 24 yaşında, başarılı bir genç. Galatasaray Lisesi’ni bitirip Koç Üniversitesi'nde İşletme Bölümü’nü okudu. Fransa ve İspanya'da eğitimler gördü. Bütün hedeflerimiz onun üzerine. Gelecekte şirketin başına o geçecek. Küçük oğlumuz da henüz 16 yaşında. O da iyi bir okulda okuyor. Çocuklarımızın eğitimini bütün Malatyalılar gibi iyi almaları için çaba gösteriyoruz.

 

Hayata olumlu ve bilinçli bir bakışınız var. Çocuklarınız istediğiniz gibi yetiştiğine inanıyor musunuz?

Bunu hiçbirimiz hiçbir şekilde bilemeyiz, konuşamayız. Benim bir karekterim var. Birçok
Malatyalı dostumdan gördüğüm çocuklarının kollarından tutup kendi iş yerlerine götürürler, kendi işlerini öğrenmelerini arzularlar. Ben hayatım boyunca bunu yapmadım. Ben çocuklarımı özgür bıraktım. Kendi tercihlerini yapmalarını destekledim. Benim büyük oğlum iki yıl öncesine kadar bu işin stresinden dolayı benim işimi yapmamayı düşünüyordu. Bu yıl okulu bitiyor. Bugün baktığımda haftada üç gün işine geliyor ve ben ona herhangi bir zorlamada, dayatmada bulunmuyorum. Ben ona sadece kılavuzluk ediyorum. Yapabildiğim kadarıyla doğru, düzgün, dürüst, vergisini zamanında ödeyen, devletine borcu olmayan, personeline borcu olmayan, kul hakkı yemeyen, prensip sahibi bir işletmeyi önüne serdim. Hiçbir zaman saçma veya yanlış bir iş yapmadım. Çocuğumun da alt yapısı düzgün bir firmayı tercih etmeme sebebi olamaz diye düşünüyorum. Çocuğumu kendime benzetmeye çalışmadım.

 

Çocuğunuzdan bahsederken gelecekler ilgili gençlerle ilgili güzel mesajlar veriyorsunuz. Siz de MİAD'ın yönetim kurulundasınız ve MİAD'ın gençlik kolları var. Buradaki gençlerimiz de her geçen gün iş hayatına doğru ilerliyor. Onlara tecrübelerinizden neler aktarmak istersiniz?

Sözlerinizden yaşlı değil de tecrübeli dediğinizi çıkarmak isterim. Çünkü bugün 49 yaşımda olsam da ruhum genç. Tabii bu işin latifesi. Sorunuzun cevabına gelecek olursak, benim durumumdaki birinin iş hayatında başarılı olmasına kendim bile şaşıyorum. Hayatımda dört tane prensiple çalıştım. Kul hakkı yemedim. Yanlış-hileli ticaret yapmadım. Vergi ve devlete olan sorumluluklarımdan kaçmadım. Doğru bildiğim tecrübelerimi gençlere aktarmaktan asla vazgeçmedim. Bu şirkette bir tane bile dışardan gelmiş müdür yoktur. Tamamı burada yetişmiş insanlardır. Tamamını ben yetiştirdim. Çünkü bu işi iyi bildiğimi düşünüyorum. Gençlerin bizim geleceğimiz olduğunu hiçbir zaman unutmadım.

 

MİAD ile yolunuz ne zaman kesişti?

Aslında MİAD ile bağlantım eskiye dayanıyor. Kuruluşundan sonra MİAD'ın bir dönem
üyesiydim. Sonra bazı kırgınlıklarım oldu. MİAD'ın sadece yemekler organize eden, sohbetin olduğu bir dernek olduğu kanaatini taşıyordum. Uzun bir süre çok birşey yaptıklarını düşünmedim ve MİAD'dan
uzaklaştım. Belki Anadolu yakasında olmam, çok yakın olmamam ve o dönem çok çalışıyor
olmam da böyle düşünmemin sebeplerinden olabilir. Sonra birçok şey değişti. Neler oldu ben bunu sormadım. Şimdi bahsedince aklıma da geliyor birilerine sormam gerektiği. Malatya'da üniversiteyle olan iş birlikleri, yapılan evler, yapılan yardımlar, destekler ve yatırımlar ile gerçekten sosyal sorumluluk projeleri ortaya çıkmaya başladığı an da dedim ki “MİAD'da değişim ve gelişim başladı.” Hal böyle olunca biz de genç ruhumuzla “Bunun bir parçası olmalıyız” dedim.

 

Sayın Tanrıverdi, sizin Galatasaray taraftarı olduğunuzu, hatta camiada tanındığınızı biliyoruz. Bize, Galatasaray sevdanızla ilgili neler söylemek istersiniz?

Benim hayatta üç tane temel önceliğim var. Birincisi ailem ve çocuklarım. Onlardan asla vazgeçmem. İkincisi Galatasaray'dır. Üçüncü önceliğim de işimdir. Galatasaray varsa burada herşey biter, maça gidilir. İnşallah yaşamımın geleceğinde en kötü ihtimalle Galatasaray'ın yönetiminde hatta daha da ilerilerde olmak isterim. Çünkü bunun için de bir alt yapım var. Galatasaray'da sevilen ve tanınan biriyim. Son 22 yıldır Galatasaray’ın hiçbir maçını kaçırmadan giden bir adamım. Benim hayatım Galatasaray. Burada küçük bir örnek vermek isterim. Ben 1986 yılında Malatya'dan BeydağıTurizm'in otobüsünün bagajında gizlice Galatasaray maçına kaçıp gitmiş, maçı seyretmiş birisiyim. Galatasaray benim sevdam. Belki de Malatyalı oluşumdan sarı-kırmızı renklere tutkuluyum. Malatyaspor'u da seviyorum ama benim birinci takımım Galatasaray.

 

Okuyucularımıza ve MİAD camiasına son sözlerinizi almak isteriz.

Şu an MİAD yönetimindeki bütün arkadaşlara başarılar diliyorum. Özellikle içeride profesyonel bir şekilde çalışan gençlerin aslında bu derneği yönetmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bizler geldik, gidiyoruz. Gençler oraya sahip çıkmalılar. Orayı doğru yönlendirip, teknolojiden, bilimden ve toplumdan uzak tutmasınlar. Gençlerimize, dolasıyla geleceğimize sahip çıkalım

 

Diğer Haberler

Markalarımız